top
logo

Bannière

feed-image Feed Entries
Home
Bienvenue sur DIDF-France
Hatip Dicle’nin milletvekilliği düşürülemez! PDF Imprimer Envoyer
Écrit par Administrator   
Mercredi, 29 Juin 2011 22:16
Yüksek Seçim Kurulu milletvekili seçilen Hatip Dicle’nin vekilliğini düşürme kararı aldı.Bu karar halk iradesine indirilmiş bir darbedir ve derhal geri alınmalıdır!

12 Haziran seçimlerinde; veto kararlarını, yüzde 10 seçim barajını, tutuklu olduğu halde seçim kanunundaki tüm engelleri halk desteği ile aşarak 80 bin oy alarak ‚Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloku’ Diyarbakır Milletvekili seçilen Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin YSK tarafından oy birliğiyle düşürülmesini protesto ediyoruz!

YSK’nın gece yarısı açıkladığı bu karar halk iradesine indirilmiş bir darbedir. Bu, sürekli millet iradesi’nden söz eden AKP demokrasisinin darbeci yüzüne işaret eden, kılıfına uydurulmak istenen anti-demokratik bir karardır. Zira KCK davasından tutuklu bulunan Dicle’nin adaylığının önünde bir engel bulunmadığı YSK tarafından açıklanmış; seçime iki gün kala “yasadışı örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla verilen cezasının onaylanması karşısında ise cezaevinde yattığı süre verilen cezayla mahsup edilerek, milletvekilliğinin önünde bir engelin bulunmadığı belirtilmiştir. Avukatlarının Dicle’nin mazbatasını almasıyla, ise milletvekilliği süreci tamamlanmıştır.

Daha sonra, YSK’nın Dicle’nin sözlü savunması için konuyu Diyarbakır İl Seçim Kurulu’na götürmesi üzerine, Dicle savunma için süre istemişti. Şimdi daha bu süreç bile sonuçlanmadan YSK, salı günü geç saatte aldığı bir kararla Dicle’nin milletvekilliğinin düşürüldüğünü açıklamıştır.

’Terörle Mücadele Kanunu’ gibi anti-demokratik yasalara dayanarak verilen cezalar gerekçe gösterilerek böylesi kararlar vermenin demokrasiyle ve hukukla bağdaşması mümkün değildir. Bu karar, halk iradesine vurulmuş bir darbedir. Kürt sorununun demokratik çözümü, demokratik yeni bir anayasanın, siyasi genel affın, barış ve demokratik çözümün gerçekleşmesi için çaba gösterilen bu süreçte verilen bu kararın hiçbir izahı olamaz.

Yeni anayasadan, “demokratik hak ve özgürlükler”den söz eden AKP, diğer yandan tüm anti-demokratik yasaları ve 12 Eylül darbe anayasasını dayanak yaparak, seçilmiş halk temsilcilerinin milletvekilliğini düşürmektedir.

YSK bu kararını derhal geri çekmelidir, Çünkü hiçbir karar halk iradesinden daha üstün değildir. YSK’nın kararı seçimlere, seçilmişlere bir müdahaledir. Halk iradesinin yok sayılmasıdır. Bu karar sadece Kürt halkının iradesine, ‘Blok’ güçlerine karşı geliştirilen bir müdahale değil, Türkiye’nin emek ve demokrasi güçlerine karşı bir müdahaledir. Kürt halkının barış ve demokratik çözüm mücadelesine karşı çatışma ortamına zemin hazırlamaktan başka bir işlevi olmayan bu karar derhal değiştirilmelidir. Bu karar hangi hukuki gerekçelere dayandırılırsa dayandırılsın, siyasi bir tavırdır.

12 Haziran seçimlerinden önce oluşan ‘Emek,Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’, Türkiye halklarının eşit koşullarda yaşayabileceği, demokratik bir Türkiye’yi oluşturmanın umudu olmuştur. Bunun için tüm emekçileri, Hatip Dicle şahsında ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’na yönelik baskıları protesto etmeye ve demokrasi güçleriyle dayanışmaya çağırıyoruz!

 

DIDF
 
Kürt derneklerinin basılmasını şiddetle kınıyoruz PDF Imprimer Envoyer
Écrit par Administrator   
Mercredi, 08 Juin 2011 00:05
Kürt derneklerinin basılmasını şiddetle kınıyoruz

4 Haziran günü, Paris’in banliyölerinden Evry ve Villiers-le Bel’de bulunan iki Kürt derneğine aynı anda yapılan polis baskınını şiddetle kınıyoruz. Onlarca çocuğun, kadın ve gencin bulunduğu bir anda derneklerin basılması ve polisin gaz bombası, flashball ve cop kullanması, hangi nedenle olursa olsun, kendisine demokrasi diyen bir ülkede kesinlikle kabul edilemezdir.

Dernekleri basarak, polis şiddetine karşı çıkanları ise gazlayıp coplayarak, çoluk-çocuk içerde bulunan herkesi terörize ederek, İçişleri bakanlığının iddia ettiği gibi terörizm finansmanı ile mücadele” edilemez. Bunu Sarkozy ve hükümeti de çok iyi biliyor. Burada amaç farklıdır. İktidara geldigi günden bu yana Fransa’da demokrasiye, insan haklarına, işçi ve emekçilerin her türlü özgürlük ve sosyal haklarına saldırmada geri durmayan Sarkozy ve hükümeti, emekçilere karşı saldırılar tertipleyerek, hem halkları kriminalize ediyor, hem de yerli ve yabancıların yoğun olarak yaşadığı mahallelerde gerginlik yaratmak istiyor. Önce Roman’lara, sonra Tunus’lulara ve şimdi de Kürtlere karşı basın gözetiminde yoğun polis saldırıları, bahaneleleri farklı olmakla birlikte, özünde aynı ve ortak gerici politik hedeflere hizmet etmektedir.

Uzun yıllardır, Fransa’da yabancı düşmanlığı hükümet tarafından bilinçli olarak kışkırtılıyor. Bunun « panzehiri » olan halkların birliği ve ortak mücadelesini engellemek için her türlü yönteme başvurarak, değişik ulus ve halkların kendi içlerine kapanmaları, toplumda yaşanan olaylara ve işçi-emekçilerin ve diğer ezilen halkların mücadelelerine duyarsız kalmaları amaçlanıyor.

Türkiye’de demokrasi mücadelesinin en dinamik ve canlı güçlerinden biri olan Kürt halkı, politik ve ekonomik nedenlerden dolayı göç edip geldiği ve yerleştiği Fransa’da da, demokrasi mücadelesinin bir bileşeni olarak bu gerici hedefi boşa çıkartacaktır.

Kürt derneklerine karşı yapılan saldırılar, aslında demokrasi ve insan haklarına karşı yapılan ihlallerdir. Buna karşı çıkmak, demokrasi ve özgürlüklerimizi savunmak, Fransa’da yaşanan demokrasi mücadelesine daha ilerden katılmak, onun en canlı dinamiklerinden birisi olmaktan geçer.

Federasyonumuz DİDF, Kürt emekçi derneklerine karşı yapılan bu polis terörünü bir kez daha mahkum ederken, Sarkozy ve hükümetinin saldırılarının boşa çıkartılmasının her dil, din ve ulustan emekçilerin birliğinden geçtiğini ilan eder.

Fransa İşçi ve Gençlik Dernekleri Federasyonu - DİDF
Paris, 6 H
aziran 2011

 
Demokratik bir Türkiye bizlerin de özlemi! PDF Imprimer Envoyer
Écrit par Administrator   
Lundi, 02 Mai 2011 20:52

Demokratik bir Türkiye bizlerin de özlemi!

12 Haziran 2011 tarihinde Türkiye’de genel seçimler yapılıyor. Türkiye’de yapılacak seçimler, Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli emekçileri de yakından ilgilendiriyor. Açlığın, yoksulluğun, savaşın, anti-demokratik uygulamaların olmadığı; değişik uluslardan ve inançlardan insanların eşit ve demokratik bir ortamda yaşadığı bir Türkiye bizlerin de özlemi.

Yaşam merkezi olarak değişik Avrupa ülkelerini seçmiş olsak da, sorunlarımızın çözüm yerleri bulunduğumuz ülkeler de olsa , geldiğimiz ülkenin emekçilerinin daha iyi bir yaşam ve çalışma şartlarına kavuşması bizim sorunlarımızın çözümüne de katkı sunacaktır.

Türkiye’den Avrupa’ya işçi göçünün üzerinden geçen 50 yılda, iktidara gelen bütün hükümetler, Avrupa’da yaşayan emekçilerin dövizlerinden başka hiçbir şeyleriyle ilgilenmediler. Avrupa ülkelerindeki sorunlarımız, sürekli suistimal edilerek, yeni soygun kapıları aralandı. Hükümet ve muhalefet partilerinin başkanları bu seçimler için de çeşitli Avrupa ülkelerinde yaptıkları toplantılarda bol bol vaadlerde bulundular. Bunların en ‘önemlisi’ de, ‘Avrupa’da yaşayan Türkiyelilerin bulundukları ülkelerde Türkiye seçimleri için oy kullanmaları idi. Her seçim döneminde aynı oyun oynanıyor.

Yaşam merkezi olarak Avrupa ülkelerini seçen Türkiye kökenli emekçilerin, Türkiye seçimlerinde oy kullanması, yaşadıkları ülkelerde var olan hiçbir sorununu çözmeyecektir. Ama Türkiye seçimlerine ilgi, Türkiye’deki demokrasi güçlerini güçlendirdiği ölçüde, soyguncular yakamızdan düşebilir. Bugün Türkiyeli emekçilerin yaşadıkları ülkelerde politik yaşama daha ilerden katılmaya daha fazla ihtiyaçları var; bulundukları ülkelerde seçme-seçilme, değişik uluslardan emekçilerle birleşmeye ihtiyaçları var. Ve Avrupa’da yaşayan emekçilerin Türkiye’den kaynaklanan sorunları, Türkiye’de emekçilerin sorunlarını çözmeyi kendine görev edinen politikalar ve politikacılarla çözülecektir!

‘EMEK, DEMOKRASİ ve ÖZGÜRLÜK BLOĞU’nu DESTEKLİYORUZ!

12 Haziran seçimlerine, Türkiye’nin demokratikleşmesi, işçi ve emekçilerin hakları ve halkların eşit bir şekilde yaşaması için mücadele eden birçok kurum ortak bir blok oluşturarak giriyor. Blok birleşenleri adına yapılan açıklamada, ‘Halk temsiliyetini gasp eden yüzde 10 seçim barajını statükocuların başına yıkmak için, Türkiye’nin tüm ezilen ve sömürülen kesimlerinin temsiliyetini meclise taşımakta kararlıyız. Bunun için bağımsız adaylarla seçime giriyoruz. Tüm eşitsiz koşullara ve anti-demokratik engellere rağmen, ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’ olarak güçlü bir temsiliyet sağlamakta kararlıyız.’ . ‘Türkiye'de demokratikleşmenin önünü açmak, emeğin sosyal ve ekonomik haklarını gerçekleştirmek, güçlü bir demokratik muhalefeti yaratmak için mücadelemizi birleştiriyoruz. Emeğin haklarından, demokrasi ve özgürlükten, barıştan yana tüm güçleri; her dilden, her inanç ve kültürden halkımızı da ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blok'u etrafında birleşmeye çağırıyoruz!‘ deniliyor.

Bu bloğun seçim bildirgesine ve ortak taleplerine bakıldığında, bugünkü Türkiye’nin sorunlarına cevap verdiği, işçi ve emekçilerin haklarının bu taleplerin gerçekleşmesiyle genişleyeceği, halkların eşit koşullarda yaşayabileceği, demokratik bir Türkiye’yi oluşturmanın olanaklarını bağrında taşıdığı görülebilir.

İşçi ve emekçiden, yoksul halkların özgürleşmesinden yana olan herkesin bu birliğin güçlenmesi ve önüne koyduğu hedefleri başarması için elinden geleni yapması; nerede yaşadığından bağımsız olarak, emekçilerin olanaklarını güçlendirecektir. Tüm emekçileri, ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğunu’, bloğun ortak taleplerini desteklemeye çağırıyoruz!

 
« DébutPréc1234567SuivantFin »

Page 1 de 7

bottom

Animé par Joomla!. Valid XHTML and CSS.